"Bisikletiyle hududu kaçak olarak geçen ve Hacı olan takkeli ve aksakallı Mehmet Neşet Öz, seyyar bir vaiz, dönüşte Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan tevkif edilmiştir.' yazıyor eski bir gazete kupüründe. 56 yıl önce Hendek'ten yola çıkıp Hacca giden Neşet amca, kendi aramızda konuştuğumuz 'Bisikletle Hacca gidebilir miyiz?' sorusunun cevabını o zaman vermiş. (Hemen araştırmaya başlıyorum.) 1911'de Düzce'de doğan Mehmet Neşet Öz, Çanakkale şehitlerinden Esat Öz’ün oğlu. 3 yaşlarındayken hem öksüz hem yetim kalan Mehmet Neşet Öz yakın akrabaları tarafından büyütülüp eğitimini tamamlıyor ve memleketinde imam olarak göreve başlıyor. (1952 yılında Hacca gidip geliyor ve) sonraki yıllarda Adapazarı Hendek Kargalı Hanbaba köyüne yerleşiyor. Müftülüğün görevlendirmesi üzerine şehir şehir gezerek gezici vaizlik yapıyor. Vazifesi sırasında bisikletiyle kaza geçiriyor, kamyonu sollama yaparken arkasından gelen taksiyi görmüyor, sadece bisikleti parçalanıyor. Kazaya r...
Bayezid-i Bestamî hazretleri. Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor: -Ne yapıyorsun? Hizmetçi: -Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum. -Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin? -Hastalığını söyle. -Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum.. -Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilâç hazırlıyorum.. Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine: -Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi. Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak: -Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi. Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti: -Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır... Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye... O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi. Bu güzel...
Rivayet ediliyor ki, hırsızın birisi, İsrailoğulları arasında kırk sene yol kesicilik yaptı. İsâ aleyhisselâm onun yanından geçti. İsâ'nın peşinde havarilerden bir abid vardı. Hırsız, kendi kendine: - Bu geçen Allah'ın peygamberidir. Yanında bir havarisi vardır. Ben de inip onların beraberinde üçüncüsü olursam ne güzel olur! dedi. Bunun üzerine iniverdi. Başladı havariye yakın olmaya... Fakat havarinin büyüklüğünden, nefsini ona yakın olmaya layık görmüyordu; kendi kendine: - Benim gibi bir hırsız bir abidin yanında yürüyemez, dedi. Râvî der ki: Havarî onun gelişini hissetti. Ve nefsinde şöyle fısıldadı: "Benim yanımda bu hırsız mı yürüyor?" Bunun üzerine havari, Hazret-i İsâ'nın tam yanına varıp onunla beraber yürüdü. Hırsız arkada kaldı. Bu manzara karşısında Cenab-ı Hak, İsâ kuluna şöyle vahyetti: - Onların ikisine söyle! İkisi de yeni baştan amel etmeye başlasınlar. İkisinin de geçmiş amellerini yaktım! Havariye gelince: Nefsiyle ucbe kapıldığından dolayı o...
Yorumlar
Yorum Gönder