dinlemek istiyorsanız yukarıdaki videoya tıklayınız. Tunus MÖ 12. Yüzyılda Fenikeliler bölgeyi keşfetti ve mö 9. Yüzyılda bölgede katarca kuruldu. Katarcalılar, Sicilya ve ispanyaya kadar koloniler kurdular. O dönende yeni kurulmakta olan roma imparatoru için tehtid oluşturmuşlardır. Ancak pön savaşlarından yenilip tunustan sürülmüşlerdir. Şimdilerde tunusun yer aldığı bölge, roma egemenliğinde afrika eyaleti olarak yönetilmiştir. Baş şehir tunus 1574 yılına kadar tekrar hafsi hanedanlığının elindeydi. Bu dönemde Barbaros hayrettin paşa ve Turgut reis 1556 da gafsayı, 1558 de kayrevanı ele geçirince tunusun doğu ve güney sahilleri Osmanlıların eline geçti. Cerbe adası deniz üssü olarak kullanıldı. Barbaros hayrettin paşa, ispanyadaki Endülüslü Müslümanlardan 100 bin kişiyi kurtararak afrikaya getirdi. 1574 te uluç ali reis ile sinan paşa, ‘’vad kalesini’ ele geçirince tunus, Osmanlı devletinin eyaleti oldu. Fransa, bazı Tunuslu aşiretlerin cezayire yaptıkları akınları ve bazı to...
Bayezid-i Bestamî hazretleri. Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor: -Ne yapıyorsun? Hizmetçi: -Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum. -Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin? -Hastalığını söyle. -Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum.. -Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilâç hazırlıyorum.. Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine: -Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi. Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak: -Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi. Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti: -Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır... Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye... O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi. Bu güzel...
"Bisikletiyle hududu kaçak olarak geçen ve Hacı olan takkeli ve aksakallı Mehmet Neşet Öz, seyyar bir vaiz, dönüşte Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan tevkif edilmiştir.' yazıyor eski bir gazete kupüründe. 56 yıl önce Hendek'ten yola çıkıp Hacca giden Neşet amca, kendi aramızda konuştuğumuz 'Bisikletle Hacca gidebilir miyiz?' sorusunun cevabını o zaman vermiş. (Hemen araştırmaya başlıyorum.) 1911'de Düzce'de doğan Mehmet Neşet Öz, Çanakkale şehitlerinden Esat Öz’ün oğlu. 3 yaşlarındayken hem öksüz hem yetim kalan Mehmet Neşet Öz yakın akrabaları tarafından büyütülüp eğitimini tamamlıyor ve memleketinde imam olarak göreve başlıyor. (1952 yılında Hacca gidip geliyor ve) sonraki yıllarda Adapazarı Hendek Kargalı Hanbaba köyüne yerleşiyor. Müftülüğün görevlendirmesi üzerine şehir şehir gezerek gezici vaizlik yapıyor. Vazifesi sırasında bisikletiyle kaza geçiriyor, kamyonu sollama yaparken arkasından gelen taksiyi görmüyor, sadece bisikleti parçalanıyor. Kazaya r...
Yorumlar
Yorum Gönder