Kaybolduktan 8 Ay Sonra Bulunan Çocuğun Çözülemeyen Gizemi!

Tüm zamanların en gizemli olaylarından birisi olarak kabul edilen bu olaya siz de inanamayacaksınız.

Bobby Dunbar isimli çocuğun gizemli hikayesi duyan herkesi büyük bir hayrete düşürüyor.

Bobby Dunbar kim mi? İşte size ailesinin ilk çocuğu olan gizemli Bobby Dunbar’ın hikayesi…

Bobby Dunbar,
birbirlerini çok seven Dunbar ailesinin tek çocuğu…
Louisiana’da yaşayan Percy ve Lessie Dunbar aşık olup evlendikten 2 yıl sonra dünyaya bir çocuk getirirler. İsmini Bobby koyarlar
ve doğumunu aileleriyle birlikte büyük bir ziyafet vererek kutlarlar. 
Bobby 4 yaşına geldiğinde aile başlarına geleceklerden habersiz,
en mutlu günlerini yaşarlar…

Bobby 4 yaşına girdiğinde,
yerinde duramayan,
hiperaktif, sürekli afacanlık peşinde koşturup duran sevimli bir çocuk olmuştu.
Ailesinin göz bebeği,
evin neşesi durumundaydı.
Bir erkek kardeşi daha olmuştu.
Artık daha sıcak ve mutlu bir aile ortamına sahiptiler.

Günler böyle geçerken babası
23 Ağustos sabahı hafta sonu balık tutmak için
yakında bir gölete gitmeye karar verir.
Giderken yanına çok sevdiği oğlu 
Bobby de almak isteyince.
Eşi de küçük oğluyla birlikte gelmek ister.
Böylece bir aile gezisine çıkarlar.
Ancak sadece 1 gün sürecek bu aile gezisinin
büyük bir kabusa döneceğinden habersizdiler.

23 Ağustos günü sabah erken Dunbar Ailesi,
Swayze Gölü’ne varır.
Baba oğlu Bobby ile birkaç saat gölde oynar.
Daha sonra balık avlamak için
300 metre uzaktaki gölün en akıntılı yerine gider.

Yaklaşık 2 saat balık tuttuktan sonra acıkan
ve yorulan baba,
ailesinin yanına döner.
Yemek hazırlığında olan anne, 
Bobby’nin ortada olmadığını fark eder.
Oysaki 5-10 dakika önce yanındaydı.
Eşine oğluna bir bakmasını ister.
Baba oğluna seslenir,
ama bir cevap alamaz.
Ayağa kalkıp seslenerek aramaya başlar.

Oğlunun ismini seslenerek gölün kenarını,
arka tarafları,
ağaçlık alanları ve yol kenarlarını aramaya başlar. Saatler geçtikçe aramaları hararetlenir,
paniklerler ama 
Bobby’den hiçbir şekilde ne cevap alırlar
ne de en ufak bir iz bulurlar.
Artık hava kararmak üzereydi,
panikle polis merkezine giderler
ve çocuklarının kaybolduğunu söylerler.

Hemen olay yerine gelen polisler gölün çevresini
ve gölü aramaya koyulurlar.
Ancak hiçbir şey bulamazlar.
Arama çalışmaları günlerce sürer.
Gölün içi neredeyse karış karış aranır. 
Bobby’e ait en ufak bir iz bile bulunamaz.
Günler süren aramaların ardından
en ufak bir sonuca bile ulaşılmaz.

Aile ve polisler yavaş yavaş umutlarını kaybederler. Muhtemelen Bobby gölde yüzerken boğuldu
ya da çevrede gezinirken, birileri tarafından kaçırılmıştı. Hatta gölün içinde bir balçığa saplamış olabileceği düşünülerek,
suyun içinde dinamitler bile patlatılır.

Bobby’nin kaybolmasının üzerinden tam 7 ay geçer. Polis artık arama çalışmalarını durdurmuştur. 
Bobby kaderine bırakılmıştı. 
Aile perişan, tüm yakınları yine öyle,
bir ailenin başına gelebilecek en büyük dramı yaşıyorlardı.

Arama çalışmalarından vazgeçildikten 1 ay sonra kimsenin inanamayacağı bir mucize gerçekleşir…
Nasıl mı?
İşte bu aşamadan sonra işler inanılmaz derecede gizemli bir hal almaya başlar…
Bobby kaybolalı artık 8 ay olmuştu. 
Aile acı içinde yas tutar.
Ancak tam da o anda hiç beklenmedik bir gelişme, hikayenin gidişatını tamamen başka bir yöne çevirir.

William Walters isimli seyyar bir tamirci,
gezerek çevre semtlerdeki evlere
aklınıza gelebilecek her konuda tamir hizmeti sunuyordu.
Missisipi’de tamir için gezindiği esnada
yanındaki küçük çocuk herkesin dikkatini çeker. Missisipi’deki ikinci gününde
yemek için gittiği bir restoranda
yanındaki çocuk müşterilerin dikkatini çeker.
William ile çocuğun hareketleri
restoranın yanındaki polislerin de dikkatini çeker.

Şüphelenen ekip,
William’ın yanına gelir ve
burada ne yaptığını,
yanındaki çocuğun kim olduğunu sorarlar.
William çocuğun isminin Bruce olduğunu,
ailesinin yanında çalışan Julia Anderson isminde
bir kadının oğlu olduğunu söyler.
William polislere annesi Julia’nın da izniyle
ve tamir için gezmeye çocuğu da getirdiğini söyler. Ancak polisler buna pek inanmazlar,
William ve yanındaki çocuğu alıp polis merkezine götürürler.
Polis merkezinde kaybolan çocuk dosyalarını inceleyen ekipler,
William’ın yanındaki çocuk ile neredeyse tıpatıp eşleşen bir kayıp vakası tespit ederler.

Kayıp ilanında yazan çocuğun ismi Bobby Dunbar’dan başkası değildi.

Ekipler bunu öğrenmek üzere 
Bobby Dunbar’ın ailesine ulaştı
ve çocuğu teşhis etmek üzere hemen Mississipi’ye gelmelerini ister.
Polisten haber alan aile hemen Mississipi’ye gelir.
Polis raporlarına göre çocuk,
Lessie’yi karşısında görünce
“anne” diye bağırarak koşa koşa gider sarılır
ve bağıra çağıra ağlar.
Aslında tam olarak o anda ne yaşandığı pek bilinmiyor.

Ancak,
bundan sonra yaşanacak olaylar 
Bobby’nin hikayesini asla çözülemeyecek
gizemli olaylar listesinde neredeyse en üst sıraya taşıyor.
Akıl almaz olaylar silsilesi birbirini takip etmeye başlar.
Lessie’nin çocuğu gördükten sonra tereddütte düşer
ve kendi oğlu olup olmadığından tam olarak
emin olmadığını söyler.
Polisler annenin emin olması için
birkaç gün yakında bir otelde
çocukla birlikte kalmalarını tavsiye eder.

Dunbar ailesi çocuğu alıp birkaç gün bir otele giderler. Birkaç gün gözlemleyip emin olmak isterler.
Bir annenin, öz evladını tanıyamaması inanılmaz bir durumdu.
Herkes gittikçe tuhaflaşan hikayenin
nasıl neticeleneceğini merak ederek
aileden haber beklemeye başlar.
Dunbar ailesi
çocuğun kendi çocukları olup olmadığını öğrenmek için otelde kalırken,
seyyar tamirci William tutuklanarak parmaklıklar arkasına gönderilir.
Oysaki iddialara göre William,
anlattıklarını doğrulayan birçok tanık bulur
ve hepsi onun lehinde tanıklık yapar
ama polisler tanıkları pek inandırıcı bulmaz.
Dunbar ailesi,
aldıkları izinle otele gider.
Anne Lessie, çocuğa banyo yaptırır.
işte o esnada çocuğun vücudundaki yara ve benlerden onun oğlu Bobby olduğunu fark eder.
Lessie artık emindir,
hemen polislere gider ve çocuğun kendi öz oğlu olduğunu söyler.

Ekipler Lessie’nin doğru söylediğini düşünür,
o yüzden çocuğu Dunbar Ailesi’ne teslim ederler. İlginçtir ki Bobby olduğu iddia edilen çocuk hiç konuşmaz,
durumun netliğe kavuşmasına hiç yardımcı olmaz.
Bu gelişmeden sonra Dunbar ailesi çocukları Bobby de alıp evlerine dönerler. 
Geri dönmelerini dört gözle bekleyen komşuları 
Bobby için büyük bir kutlama yemeği verir
ve ailenin sevincini büyük bir coşkuyla paylaşır.

Dunbar ailesi çocukla birlikte evlerine döndükten sonra, oldukça garip bir gelişme yaşanır.
Seyyar tamircinin bahsettiği Julia Anderson isminde kadın olanları öğrenir ve polis merkezine gider.
O çocuğun öz evladı Bruce olduğunu,
hemen kendisine geri verilmesini ister.

Olaylar artık iyice sarpa sarar.
Kendi çocuğunu zor tanıyan bir anne adayı ile
çocuğumu bana verin diyen bir başka anne adayı
yine olayların seyrinin değişmesine neden olur.
Julia evli değildir
ve seyyar tamirci William Walters’in söylediği gibi gerçekten de Walters’lerin evindeki bahçede çalışmaktadır.

Polislere çok büyük bir hata yaptıklarını,
çocuğunu kendisine geri vermelerini söyler.
Bunun üzerine polisler hangi annenin doğruyu söylediğini bulmak için çok ilginç bir yöntem uygularlar. Polisler Julia’ya içinde kendi çocuğunun fotoğraflarının da bulunduğu,
5 farklı erkek çocuk resmi gösterir.
İşte bu noktada yine inanılmaz bir durum ortaya çıkar. Julia kendi oğlunu doğru teşhis edemez,
daha doğrusu resimden tam emin olamadığı için karar veremediğini söyler.

Ayrıca çocuğun vücudundaki doğumsal izler
hakkında da hiçbir bilgisi olmadığı ortaya çıkar.
Bunun üzerine polis emin olmak başka bir yol denemeye karar verir…
Polis emin olmak için çocuk ile Julia karşı karşıya getirir
ama çocuk Julia’yı gördüğünde hiçbir tepki vermez. Julia çocuğun vücudunu inceler
ve kendi çocuğu olduğuna emin olduğunu söyler.
Ahlaki açıdan Julia’nın polislerin gözünde kötü bir imajı vardı.

Çünkü evli değildi.
En önemlisi çocuğun kendisi bile ona anne demiyordu.
O yüzden çocuğu Julia’ya vermediler.
Bu noktadan sonra Julia tarafından olay
mahkemeye taşınır ve yıllarca sürecek bir mahkeme süreci başlar.
Olayların ardı arkası kesilmez
ve gizem perdesi uzun bir süre ortadan kaldırılamaz. Mahkeme süreci işleri çözeceğine daha da karıştırır…

Bu süreçte Julia çalıştığı yerden sürekli izin alır
ve düzenli kuzey Carolina’daki mahkemelere katılır. Duruşmaya oğlunu teşhis etmesi için
hiç durmadan her mahkemeye onları tanıyan
şahitler getirir.
Ona göre suçsuz bir şekilde içeride yatan seyyar tamirci William Walters’ı da cezaevinden çıkarmak için çabalar.

Birçok tanık daha Boby Dunbar kaybolmadan çok önce çocuğu William’la birlikte gördüklerini beyan eder. Ancak mahkeme bu iddialara inanmaz ve çocuğun velayetini Dunbar ailesine verir.
Bu arada William Walters 2 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye olur.
Ama gelişmeler asla durmaz, olaydaki gizemin dozu zaman geçtikçe artmaya devam eder…

Bulunan çocuk öldüğü güne kadar
yani Dunbar ailesi ile yaşar.
Yani Bobby Dunbar ismiyle hayatını devam ettirir.
Öyle ki evlenir 4 çocuk babası
ve oldukça dindar bir Hristiyan olur.
Julia ise öldüğü güne kadar oğlu için mücadele eder
ve Dunbar ailesinin çocuğunu elinden aldığını söyler. Kim bilir, yıllar geçse de haklı çıkmasına ramak kalmıştır.
Aradan yıllar geçer Bobby Dunbar soyadıyla
hayata gözlerini yumar.
Ancak yıllar sonra torunu Margaret bu olayı öğrenir
ve gerçekleri öğrenmek için babası Bob Dunbar’ı
DNA testi yaptırması için ikna eder.
Bob, DNA testi yaptırdıktan sonra
alınan örnekler ailenin diğer fertleri ile karşılaştırıldığında
ortaya çok ilginç bir sonuç çıkar.
Sonuçlar gerçekten bomba gibi bir etki yapar.
Çünkü yapılan testin sonucunda Bob’un Dunbar ailesiyle hiçbir kan bağı olmadığı ortaya çıkar.
Torun Margaret aslında bu yola çıkarken
babasının Dunbar ailesine mensup olduğunu ispatlamayı umuyordu
ama sonuçlar en çok onu şok eder.
Bu olayda hep çocuğun Anderson ailesinin bir ferdi olduğu düşünülmüştü.
Ancak testler çocuğun her iki aileye de mensup olmadığını ortaya koyuyordu.
Bambaşka bir isim de bambaşka bir ailenin çocuğu da olabilirdi.

Ancak bunun tespit edilebilmesi neredeyse imkansızdı. Bobby’nin bu inanılmaz hikayesi
tüm zamanların en uzun süren
ve en gizemli gerçek hikayesi olarak maalesef gizemini hep korumaya devam edecek.

Dinlemek için tıkla


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed sav. Şeytan ile konuşması

Bisikleti ile hacca giden Düzceli Mehmet amcanın hikayesi

Delinin Veliye Tavsiyesi