Kayıtlar

Temmuz, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hırsız ve Havari

Resim
Rivayet ediliyor ki, hırsızın birisi, İsrailoğulları arasında kırk sene yol kesicilik yaptı. İsâ aleyhisselâm onun yanından geçti. İsâ'nın peşinde havarilerden bir abid vardı. Hırsız, kendi kendine: - Bu geçen Allah'ın peygamberidir. Yanında bir havarisi vardır. Ben de inip onların beraberinde üçüncüsü olursam ne güzel olur! dedi. Bunun üzerine iniverdi. Başladı havariye yakın olmaya... Fakat havarinin büyüklüğünden, nefsini ona yakın olmaya layık görmüyordu; kendi kendine: - Benim gibi bir hırsız bir abidin yanında yürüyemez, dedi. Râvî der ki: Havarî onun gelişini hissetti. Ve nefsinde şöyle fısıldadı: "Benim yanımda bu hırsız mı yürüyor?" Bunun üzerine havari, Hazret-i İsâ'nın tam yanına varıp onunla beraber yürüdü. Hırsız arkada kaldı. Bu manzara karşısında Cenab-ı Hak, İsâ kuluna şöyle vahyetti: - Onların ikisine söyle! İkisi de yeni baştan amel etmeye başlasınlar. İkisinin de geçmiş amellerini yaktım! Havariye gelince: Nefsiyle ucbe kapıldığından dolayı o...

Zeki Talebe

Resim
Felsefe öğretmeninin, senenin başından beri inançsızlığı -hem de ilim adına- anlatmasına kızan imanlı talebe şöyle bir oyunla öğretmenini rezil etmiş. Öğretmeninin gireceği dersten önce eline aldığı tebeşir ile tahtaya kocaman bir eşek resmi çizmiş ve tam ortasına öğretmeninin adını yazmış. Derse giren öğretmen, ismini tahtadaki eşeğin üzerinde yazılı olduğunu görünce hiddetlenerek söylenmiş: -Kim bu eşeğin üzerine benim adımı yazan terbiyesiz. Sınıftan çıt çıkmamış. Öğretmen bir daha, sesini biraz daha yükselterek konuşmuş. -Çıksın ortaya yoksa ben ne yapacağımı bilirim. Ama sınıftan yine ses çıkmamış. Hoca bu sefer daha kararlı bir ses ile -Eğer o edepsiz ortaya çıkmazsa hepinizi disipline vereceğim demiş. Bu tehditten sonra imanlı ve zeki talebe kalkarak demiş: -Hocam ben çizeni gördüm, -Aferin oğlum, söyle bakayım kimmiş, -Efendim, ben biraz önce pencereyi açmıştım, birden kuvvetli bir rüzgâr esti, rüzgârın etkisiyle tebeşir tozları havalandı ve eşek resmini oluşturdular. Daha so...

Ameş ve Karısı

Resim
imam-ı Azam Ebu Hanife rh.a.'in arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman A'meş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti. Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı.  Adam öfkeyle:  -Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı. Fakat bir cevap alamadı.  A'meş'in kızı babasına:  -Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi:  -Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi.  Kızcağız da annesini konuşması için ikna etmeye çalıştı. Ama annesi inat etti, konuşmamakta direndi.Karısının konuşmamakta kararlı olduğunu gören A'meş'in ise az önce öfkeyle ettiği yeminin ciddiyeti aklına geldi, söylediğine pişman oldu. Eşiyle boş olmaktan kurtulmak için care düşünmeye başladı. Gecenin bir yarısında giyinip evden cıktı. Doğru Ebu Hanife Hazretlerini...

Ahsen-ül Kasas

Resim
Başlıkta okuduğumuz terkip, 'Kıssaların en güzeli' demektir. Bu tâbir, Kur'ân-ı Kerim'de, Hz. Yûsuf aleyhisselâmın kıssası için kullanılmıştır. Bu kıssayı, ya bir tefsirden, veya onunla alâkalı bir kitaptan okumanızı tavsiye ederiz.   Bildiğimiz sebeplerle Kenan diyarından Mısır'a getirilen Hz. Yûsuf, Yâkup aleyhisselâmın oğludur. Dedesi Hz. İshak, büyük dedesi de Hz. İbrâhim'dir. Hepsi de şirke karşı tevhîdi, küfre karşı îmânı tebliğ etmiş, Allâh'ın nûrunu kalplere nakşetmek için mücâdele etmişlerdir.   Böylesine muazzez, mukaddes ve müberrâ bir nesilden gelen Hz. Yûsuf, aristokrat bir hayat içinde yüzen Mısır saraylarında; hayâ, edep ve terbiye âbidesi olarak insanlara örnek olmuş, aslâ gayr-i meşrû tekliflere iltifat etmemişti. Hatta ahlâksızca yapılan îmâ ve baskılara karşı Cenâb-ı Hakka, bunlardan kurtarması için yalvarıp, 'Zindan, bunların beni dâvet ettiği şeyden iyidir Rabbim, dedi.' (S. Yûsuf, 33)   Sonra, Aziz ve arkadaşları, Hz. Yûs...

Bir Gencin Tevbesi

Resim
Allahü Teala, Peygamberi Musa Aleyhisselama hitap edip: - "Ey Musa! Filan mahallede, bizim dostlarımızdan biri vefat etti. Git onun işini gör. Sen gitmezsen, bizim rahmetimiz onun işini görür" buyurdu. Hazreti Musa, emir olunduğu mahalleye gitti. Ordakilere: - "Bu gece, burada Allahü Tealanin dostlarından biri vefat etti mi?" diye sorunca. - "Ey Allahın peygamberi! Allahü Tealanın dostlarından kimse vefat etmedi. Ama filan evde zamanını kötülüklerle geçiren fasık bir genç öldü. Fışkının çokluğundan hiç kimse onu defnetmeye yanaşmıyor" dediler. Musa Aleyhisselam: "Ben onu arıyorum" buyurdu. Gösterdiler. Hazreti Musa, o eve girdi. Rahmet melekleri gördü. Ayakta durup, ellerinde rahmet tabakları olup. Allahü Tealanın rahmet ve lütfunu saçıyorlardı. Hazreti Musa, yalvararak münacaat etti: - "Ey Rabbim! sen buyurdun ki, "O benim dostumdur". İnsanlar ise fasık olduğuna şahitlik ediyorlar. Hikmeti nedir?" Allahü Teala: ...

Korkunç hastane (Waverly Hills)

Hangi Peygamberin Kızısın?

Cemâleddîn-i Aksarâyî hazretleri anlatır: Tâbiînden Hasan-ı Basrî hazretleri bir gün dergâhta otururken ihtiyar bir kadın gelir ve; -Efendi hazretleri, benim bir kızım vardı öldü. Hasretine dayanamıyorum. Bana bir duâ öğret de rüyâmda görüp hasretimi gidereyim, der. Hasan-ı Basrî hazretleri gerekeni yaptıktan sonra kadın gider. Fakat kadın, ertesi gün gözleri kan çanağı gibi olduğu hâlde ağlayarak tekrar dergâha gelir. Hasan-ı Basrî hazretleri kadına; -Niçin ağlıyorsun? diye sorunca kadın; -Kızımı rüyâda gördüm, ama üzerine katrandan bir elbise giydirmişler cayır cayır yanıyor, cevabını verir. Hasan-ı Basrî hazretleri ve yanında bulunanlar kendi sonlarının nasıl olacağını düşünerek ağlaşmaya başlarlar. Aradan bir müddet geçtikten sonra Hasan-ı Basrî hazretleri, rüyâsında kendinin vefât ettiğini ve cennete girdiğini görür. Cennette gezerken muhteşem bir köşk ve önünde bir kadın görür. O kadına; -Yavrum sen hangi peygamberin hanımı veya kızısın? diye sorar. Kadın; -E...